affetmek

Tebrikler, Affettiniz!

AFFETMEK! İnsanın belki de kendisine yaptığı en büyük iyilik… Evet yanlış duymadınız, kendisine.

Belki de bugüne kadar her bir kırgınlığın sonunda affetmek, karşıdaki kişiye bir jest yaptığınızı çağrıştırıyordu. Tek taraflı ve keşke bu durumlara hiç gelmeseydik dedirten bir durum. Ancak o iş tam olarak öyle değil. Psikolojik olarak affetmek affeden kişiyi en az affettiği kişi kadar rahatlatıyor.

Biz farkında olalım ya da olmayalım, birisini affetmemek bizleri ciddi bir şekilde yıpratıyor. Bu kişi ister çok yakınımız olsun ister çok ta önemli olmadığını düşündüğünüz birisi olsun durum aynı. Her affetmeyiş bizlerin yüreğini daraltıyor, bilinçaltımızda o kişiyi affetmediğimiz olay sürekli başa sarıyor; en önemlisi de hayatta önümüze bakmaya engel oluyor. Affetmediğimiz kişileri ya da olayları her hatırladığımızda bir adım daha geriye gidiyoruz.

Bizim için değerli olan kişiler ile yaşadığımız sorunlar bizleri daha çok yıpratırlar. Ancak hayatımızda öylesine yer edinen bu insanları affetmeyip, kırgınlığımız devam etse de bir şekilde iletişimimizi devam ettiririz. Ancak gerçekten affetmemiş bir gönül, o kişiyi her gördüğünde o olayları tekrar yaşar ve zihnimizde büyük gerilimlere sebep olur.

Bizim için önemli olmayan, ilk defa gördüğümüz ve muhtemelen bir daha görmeyeceğimiz kişilere olan affetmeyişimiz ise, o kişileri ya da yaşadığımız durumu –böylesine önemsiz olmasına rağmen- unutmamamıza ve her gittiğimiz yere taşımamıza sebep olur.

Tekrar gelmemizin mümkün olmadığı, yaşam süremizin sınırlı olduğu bu hayat, göz göre göre hayatımızın bir parçası olan sevdiklerimizden içten içe uzaklaşmaya ya da bir daha karşılaşmayacağımız insanları zihnimizde kara bir leke olarak taşımaya değer mi?

Yazının bu kısmına kadar affetmemenin bizlere verdiği ağırlıktan bahsettik. Yazının devamında ise, affetmenin yüreğimize nasıl da su serptiğinden bahsedeceğiz.

AFFETMEK! Arkanıza yaslanın ve o bir türlü affedemediğiniz, dert ettiğiniz aklınıza gelen ilk kişiyi düşünmeye başlayın. O kişi hakkında hissettiğiniz olumlu – olumsuz durumları düşünün. Nasıl da canınızı sıkıyor değil mi? Bu olayları hiç yaşamadığınızı varsayın. İşte o zaman canınızı sıkan bu durum canınızı sıkmayacak, değerli kalbinizi daraltmayacaktır…

Artık affetmeyi deneyebilirsiniz!

Deneyin diyorum çünkü, evet kolay olmayacaktır. Ancak her bir adım, her bir deneme bir öncekinden daha kolay ve daha rahatlatıcı olacaktır. Bir gün kendinizi tam olarak affetmeye hazır hissedip odaklanmanız için bir adım olacaktır.

Affetmek insanların geçmişindeki kara lekelerden soyutlanıp, nice aydınlıklara yelken açmasını sağlar. Kişinin zihnini temizler, kalbini ferahlatır, ilişkileri güçlendirir… Dolayısı ile o her yerde aradığımız iç huzura bir adım daha atmamızı sağlar.

Her bireyin başka bir bireyi nasıl affedeceğine gelecek olursak bunu bir yemek tarifi gibi anlatmak mümkün değil. -Herkesin formülü kendisinde saklı- Ancak belli başlı yollardan bahsetmek mümkün. Bu yollardan kısaca bahsedecek olursak;

  1. Empati kurun

Belki de kendiniz ile açık açık konuştuğunuzda karşıdaki kişinin bunu yapmak için sebebi vardır? Yanılıyor olsa da o sıradaki koşullar yanılmamasını sağlıyordu? Bu yöntem her ne kadar kırgın olsak da vazgeçemediğimiz insanlar için uygun tabii ki…

  1. İyiliklere odaklanın

Sizi kıran bu kişinin size hiç iyiliği dokunmadı mı? Anlık olarak dahi olsa iyi hissetmenize de mi sebep olmadı? Tabii ki olmuştur. İnsanlar hatalarıyla ve doğrularıyla bir bütündür aslında.

  1. Boş verin

Kırgın olduğunuz kişi/kişiler yukarıda bahsettiğim iki yöntemi uygulayacak kadar bir yakınlığınız olmadıysa boş verin gitsin. Kafaya takmaya değer mi? Bu kişi affetmeyecek kadar değerli mi?

  1. Kendinizi unutmayın

Kişileri affettiğinizde zamanla yaşadığınız tatsız olayları unutacaksınız. Önemsememeye ve daha önemli konulara odaklanmaya başlayacaksınız, bardağı dolu tarafından görmeye ve hayattan daha çok tat almaya başlayacaksınız. Yani kendinize büyük bir iyilik yapmış olacaksınız! Sizi geren ve stres odaklı sağlığınıza kadar zarar veren konulardan kurtulacaksınız.

  1. Dedikodu yapmayın

İnsanlar örneğin bir arkadaşları hata yaptığında bunu başkalarına anlatmaya meyillidir. Ancak bu durum hem bu hataların tekrar tekrar zihninizde canlanmasına ve adeta aynı olayı tekrar yaşıyormuşsunuz gibi gerilmeye sebep olur hem de affetmeyi çok daha zorlaştırır.

  1. Kibirden Uzak Durun

Burada sorsak kimse kibirli, kendini beğenmiş ya da karşısındaki küçük gören birisi değildir. Elbette değilsiniz. Ancak bazen istemeden de olsa o kendimizi biraz daha yukarda görmüşlüğümüz yok mu? Neden ben ilk adımı atayım ki deyişlerimiz. Ya da ‘O kim ki’ler…Kendimize soralım, kırgın olduklarımız mı bizden üstün yoksa biz mi kırgın olduklarımızdan üstünüz? İşte bu sorunun cevabı tek kişilik bir cevapsa aslında kibre bir adım daha yaklaşmışız demektir.

Bu yazının tamamını okuduysanız artık kendinize şu soruyu sorabilirsiniz; çevremde affetmediğim kimler var? Soruyu cevaplayın, çözün ve artık ferahlamaya başlayın.

Fikir ve emekleri ile yazının hazırlanmasında çok önemli bir yeri olan ‘‘Sedagül Öz’’e teşekkürlerimle.

1 thought on “Tebrikler, Affettiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir